Trakya’nın en güzel köftesi Ahmetbey’de…

Merhabalar bugün hem aile büyüklerini ziyaret hemde köfte yemek için yine Ahmetbey yollarına düştüm. Köfte konusuna girmeden yola girelim ve belediyelere isyanımı dile getireyim. Lüleburgaz’dan çıkıp Efes Pilsen Fabrikasına kadar olan D100 yolu gerçekten güzel Efes fabrikasından Evrensekiz Kasabası yoluna girince her zaman surat ifadem değişiyor. Yol desem değil, asfalt desem değil, mıcır desem değil, taş desem değil, efendim tarla desem hiç değil bu durum ise yeni değil belki de 10 yıldır böyle, yapılacak diyorlar ama hiç inancım yok. Buradaki kasabalar oldukça büyük Evrensekiz ve Ahmetbey Belediyesi buraya bir yol yaptıramıyor üstelik ikisininde mensup olduğu partiler mecliste bulunmakta ama nedense buraya bir yol yaptıramadılar.

01-03-2013 Evrensekiz Çıkışı yolda manzara bu şekilde tabelalarda Büyük Şehir Belediyesi Yağmur Suyu Kanal Çalışması yazıyor. Dereydi, kanaldı yaptılar ama yol yok neyse ki bu köfte için bu yola da razıyız diyorum.

Dönelim yemek bölümüne beni bilen arkadaşlar yemek işlerini sevdiğimi bilirler bugüne kadar denemediğim köfte çeşidi yoktur. İnegöl Köftesi, Tekirdağ Köftesi, Tire Köftesi, Akçaabat Köftesi, en iyisinden Urfa Kebap, Adana Kebap hepsini denemişliğim vardır ama hiç biri Ahmetbey Köftesinin yerini tutamaz.

Bu köftenin sırrı öncelikle kıyma için tedarik edilecek et günlük olarak beldenin hayvanlarından tedarik edilmesi ve kıymanın iri çekilmiş olmasıdır. Bu aşamadan sonra baharatları ölçülü olarak eklenir ve yoğun çeşnili bir köfte ortaya çıkar.

Gelelim mekan seçimine Ahmetbey’de köftecisi sayısını artık tam olarak kestiremiyorum ama benim bugünkü tercihim Yörükoğlu Köftecisi genelde sürekli buraya giderim eğer burası uygun değil yada kapalıysa tercihim Bahar Köfte Salonu, alkol olan bir mekan seçecek olursak tercihim Köprübaşı restoran olur. Yörükoğlu küçük bir dükkan içeride sayılı masası var bu nedenle sanırım yediğim köfte daha da lezzetli geliyor.

Mekanın sahibi Osman abidir ayrıca ocağın başında işi yapanda kendisidir. Köftecilik işi babadan oğula geçmiş bir ustadır kendisi. Onun yaptığı köfteyi başka bir yerde bulmanız gerçekten zor. Bu mekan yada başka bir köfteci hiç fark etmez Ahmetbey’de porsiyon ile köfte satılmaz. Kilo yada gram ile sipariş verirsiniz.

Başka bir önerim ise manda sütünden yapılmış olan yoğurt. Günümüzde manda bulmakta ürününü bulmakta çok zor giderseniz mutlaka bu lezzetli yoğurttan tadın. Birde tabakta görüldüğü gibi acılı sos var bu sosta özel olarak yapılmakta ve çok güzel.

Köfte bu şekilde masanın ortasına gelmekte ve bittikçe ızgaradan tekrar gönderilmekte. Bu lezzeti tatmak için bir çok kişi buraya uğramakta yolunuz o taraftan geçerse mutlaka uğrayıp sizde Ahmetbey Köftesini yemelisiniz. Ahmetbey, Lülleburgaz’a 28 km. Çorlu’ya 38 km. Edirne’ye 88 km. İstanbul’a ise 160 km. uzaklıkta.

Fiyatlardan bahsetmek gerekirse bence makul köftenin kilogram fiyatı: 40 TL, Yoğurt’un fiyatı ise: 5 TL bunun dışında salata gibi ekler masanıza gelmekte.

Bu mekan hakkında kısaca şunları söyleyebilirim.
Fiyatları normal, Köfte gerçekten çok lezzetli ve çok hızlı bir şekilde servis ediliyor.

Yörükoğlu Köftecisi küçük mekanındaki samimi ortamı ve lezzetli köftesi ile benim Ahmetbey’deki favori mekanım. Bir aksilik olmazsa yarın için daha önce tanıtmış olduğum Taksim Restaurant’ın altında yer alan Taksim Karaoke Bar’dan bahsedeceğim.

Herkese iyi hafta sonları dilerim !

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013
1 Mart

Taksim’de Kore Restoranı Macerası ve Göksel’in Yemek Çubukları ile İmtihanı.

Herkese iyi hafta sonları geçen hafta yeni favorim Dilek hakkında kısa bir yazı yazmıştım.Dilek‘ten hemen önce ise Taksim Restaurant & Karaoke Bar’da yemek yedim. Bu yazının daha uzun olacağını düşündüğüm için hafta sonuna bıraktım. Mekan’da sadece Kore Mutfağı mevcut arkadaşım Gül’ün Kore şirketinde çalışıp Korece öğrenmesi hatta Kore yolculuğu beni de Korelilere yakınlaştırdı diyebilirim. Gül ile Kabataş’ta buluşup oradan füniküler ile Taksim’e geçtik. Aslında ben yemek yemeği daha sonra düşünüyordum ama Gül mekan yakın diye gidelim dedi. Yani şimdi karnımız aç olduğu için mi? yoksa yakın olduğu için mi? gideceğiz dediğimde mekana gidene kadar Gül güldü… Taksimdeki çalışmalar nedeni ile Taksim ve civarı çok kötü bildiğimiz mekanı bulmamız bile bu çalışmalar nedeni ile bizi biraz zorladı neyse ki çabuk bulup içeriye girdik.

İçeriye girdik masalardan 1-2 tanesi dolu geri kalan boş sessizliği ise arka da yemek yiyen Koreliler bozuyor, bozuyor dediysek gürültü yapmıyorlar sadece sohbet ediyorlar mekan çok dolu olmayınca ses bize geliyor onların konuşmasından bir şey anlamamış olsam da farklı bir dil duyduğum için nedense mutlu oldum. Dikkatimi çeken o sırada mekanda müzik filan yok sadece Korece bir televizyon kanalı açık orada daha önce izlediğim bir Kore filmindeki oyuncuyu görünce yine mutlu oldum. Sanırım mekan gece daha kalabalık oluyor gündüz biraz daha sakin bunu göz önünde bulundurun. Menüyü istedik menü hızlı bir şekilde geldi tabi menünün hepsini fotoğraf çekmedim ama bir kaç sayfasını fotoğraf çektim hadi hep birlikte bu menüye bakalım.

콩자반 ( kongjaban) – Soya soslu fasulye

Tüm yediklerim içinde en sevdiğim soya soslu fasulye oldu. Gül bu soya soslu fasulye demesine rağmen ben iddia edip hayır ya bu bildiğin fıstık demiştim hatta fıstık olduğuna onu bile inandırmıştım, tabi o soya soslu fasulye çıktı. Sen yemek seçersin Kore’ye gitsen aç kalırsın diyen arkadaşlara artık şöyle diyorum soya soslu fasulye ile Kore’de sanırım uzun bir süre yaşayabilirim bu yemeği gerçekten çok sevdim.

 
김치 (Kimchi) Kimçi

Kimçi, Çin lahanası turşusu gibi Kore turşusu bu o kadar çok seviliyormuş ki Kore Halkı tarafından her öğünde tüketiliyormuş. Tadına şöyle baktım üzerindeki sos nedeni ile yenilebilecek bir şey yani kimçi de hoşuma gidenler arasında.

 
Kabak efendim evet bildiğiniz kabak

Korece adını bulamadım, kabak günlük hayatımda da sevmediğim bir yemek ama oraya gitmişim her yemeğin tadına bakacağım dedim ve bir yudum da olsa yedim kabak sevenlerin hoşuna gidebilir ama ben kabak sevmediğim için yorum yapamıyorum.

 
멸치볶음 (Myulchi Bokkeum) – Balık (Hamsi gibi düşünün) Kızartması

Uzaktan gözümün tutmadığı bu yemeğin ne olduğunu sordum cevabı balıkmış hamsi gibi denildi. Efendim hayatımız denizlerde geçmiş, geçiyor ve geçmeye devam edecek gibi balık denilmiş denizden ne çıksa yiyecek adamız bunu yiyeceğim bir gözüm bu tabakta, balığın cinsini çözmeye çalışıyorum ama kızartılmış olduğu için bir türlü çözemiyorum yahu şu çubuklarla bu balık işine bir girişeyim dedim şöyle ufaktan 2-3 balık tutup yedim garip bir sos tadı tuhaf bir şey bunca yıllık denizciyiz böyle balık görmedik neyse efendim sadede geleceksek bu balık işini pek sevmedim ama aç kalırsam oturup yerim.

 
깍두기 (Kkakdugi) – Turp kimçisi

Tek fotoğrafını çekmeyi unutmuşum kendileri üstteki fotoğrafta en alt ortada patatese benzeyen yemektir. Efendim gözüme patates diye kestirdim çubuğu kaptım yiyeceğim o da ne çok sert çubuk ile yakalanması zor nedir ? diye sordum bu da kimçi. Dedik ya bu kimçi işi çok seviliyormuş bu da turp kimçisi çıktı. Acıdır dediler biz adana kebap acısı görmüş adamız onu yeriz dedik ama çubuklarla imtihanımız burada başladı bir türlü tutamadık gitti. Diğer yemekler biraz daha yumuşak olduğu için yemek çubukları ile tutulması kolay bu sert ve büyük olduğu için biraz beni zorladı bu iş böyle olmaz diyerek kaşığı alarak kaşıkla yemeğe başladım. Tadı aslında o kadar acı olmayan bu yemekte hoşuma gidenler arasında.

 

동치미 (Dongchimi) – Kimçi Çorbası

Dongchimi bu ise Kimçi’nin Çorbası. Ben yemeklerle çok aşır neşir olmuşum sanırım buna sıra gelene kadar soğumuş ama hepsinden yemeyi düşündüğümü belirtmiştim bir kaç kaşık tattım buda güzel bir yemek fakat bizim çorbaların yerini tutamaz. Şuan arkadaşım Selim yazımı okuyorsa kesinlikle şöyle demiştir: – Be adam yarım saattir okuyoruz masama yemeğin yanında bir şeyler geldi dedin hepsini yazdın bu yemek nerede? Selim canım benim okuyorsan o yemek hemen aşağıda.

Ana Yemek: 불고기 Bulgogi

불고기 (Bulgogi) – Dana eti

Bulgogi’yi tercih ettim çünkü dana etini çok seviyorum. Ufak parçalar halinde ne çok ne az pişmiş dana etinin içine biber, marul gibi küçük küçük sebzeler eklenmiş. Bu yemeği çok sevdim tadı var ama tuzu yoktu, tuz sordum Gül bana Kore halkının tuz ve şeker tüketmediğini belirtti ama istersen sen kullanabilirsin dedi. Günlük tuz ve şeker tüketimimi düşündüm ve Kore halkının ne kadar sağlıklı bizim ise ne kadar sağlıksız yaşadığımızı fark ettim. Madem böyle yeniliyor bende tuz eklemedim bir süre sonra tuzsuz olmasına alışıyorsunuz ve hoşunuza gidiyor. Bulgogi menü içerisinde gerçek anlamda tavsiye edeceğim bir yemek.

Yemekten sonra tatlı olarak önümüze portakal geldi efendim şeker tüketmiyorlar demiştik ya Kore Halkı tatlı niyetine meyve yiyormuş bizde onlara uyup portakalı yedik. Ayrıca sohbet sırasında Kore’de meyvelerinde çok pahalı olduğunu duydum.

Kore mutfağı oldukça sağlıklı ve çok keyifli bir mutfak bundan sonra farklı yemekler denemeyi de düşünüyorum. Özellikle bulgogi benim tarafımdan çok sevildi ve hemen bitirildi.

Gül ile fotoğrafımızda görüldüğü üzere o bulgogi’den eser yok. Bulgogi’den sonra yukarıda tanıtmış olduğum küçük tabaklardaki yemeklere devam ettik ayrıca masamızda görmüş olduğunuz portakalları yedik. Mekanda alkol bulunuyor soju’nun menüdeki fiyatı ise 50 TL ama günün bu saatinde soju işine girmedik neyse ki Gül bana bir şişe soju hediye etti.

Mekanda yemek fiyatlarından bahsettik bulgogi fiyatı 38 TL yukarıda görmüş olduğunuz su bedeli ise hesapta bir hayli şaşırtıcı sanırım 5 TL gibi bir fiyatı var 2 TL daha ek bir şeyler için kesmişler olacak ki Gül’ün ödediği hesap 46 TL geldi.

Mekandan biraz daha bahsedecek olursam Taksim’de sessiz sakin ve hoş bir mekan Korelilerin daha çok rağbet ettiği bu mekanda bulunduğum saatler içinde Türk görmemek ise üzücüydü.

Mekanın restoran kısmı bu şekilde mekanın altında ise karaoke bar var merak edip bu kısmı da inceleme fırsatım oldu karaoke barı ayrı bir yazıda tanıtacağım mekan sade şık ve servis hızlı masanın yanında Kore’ye özgü çiçekler ve bitkiler görmek ise çok hoş.

 

Çiçekti böcekti bu kısımları da geçtikten sonra uzun bir yazı oldu önce sabırla okuyanlara daha sonra Gül‘e bu güzel yemek için çok teşekkür ederim. Kore mutfağına ilgisi olan herkese tavsiye edebileceğim çok huzurlu sessiz sakin bir mekan. Nasıl gideriz ? Nasıl ulaşırız ? diyen arkadaşlar için kartvizit aldım onuda hemen ekliyorum.

Bu mekan hakkında kısaca şunları söyleyebilirim.

Sessiz, sakin, çok hoş, yemekleri güzel ve çok hızlı servis ediliyor.

Fiyat bakımından biraz üzücü.

O kadar korkutucu fiyatları olmasa da su için ödenilen bedel beni üzdü diyebilirim o olumsuz kırmızı sadece SU’dan sebeple verilmiştir. Gerçekten kaliteli ve hoş bir mekan yazıyı daha fazla uzatmadan bir sonraki mekan yazımda bu restoranın alt kısmındaki karaoke bar’dan bahsedeceğim.

Herkese iyi hafta sonları dilerim…

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013
24 Şubat

Yeni Favorim Dilek. Özsüt “OUT” Dilek “IN” …

15 Aralık 2012 akşam üstü arkadaşım Gül ile istiklal’de tur atıyoruz hava soğuk yemek yedikten sonra kahve içmek istedik benim Lüleburgaz’da yada Capacity’de sık sık gittiğim Özsüt’ün istiklal şubesine girdik 2. kata çıktık yer gösterildi oturduk. Her şey iyi hoştu ama cam kenarında oturan 2 amca kahve içerken biz sipariş bile veremedik, onlar bir kahve siparişi daha yaptı o kahvelerde önlerine geldi ama bize sipariş bir yana menü bile getirilmedi. Menü istedik tamam getiriyoruz dediler gelen giden yok en son yan masaya da menü gelince kalk gül kalk dedim ve menüden sıkıldık ya oradan hemen Starbucks’a kaçmıştık.

Gül ile geçen cumartesi günü yine istiklal’de yürüyoruz Özsüt’ün önünden geçerken güldük tabi yine sıcak bir şeyler içmek istedik bu sefer ki seçimimiz Dilek oldu. Bu sefer ki seçimimiz doğru ve çok güzel olduğunu düşünüyorum. Öncelikle Dilek pastane, cafe & restaurant olarak geçiyor yani geniş bir menüye sahip.

Menü hızlı bir şekilde geldi ve ilk tercihimiz cafe latte oldu kremalı olmasını söyledik ve yukarıdaki gibi geldi. Menü hızlı geldi demiştik peki ya sipariş edilen latte ? O da çok hızlı geldi 3-4 dakika sürmedi. Yani Özsüt size küçücük mekanında menü getirmekte bile zorlanırken bu kadar büyük bir mekanda bunca kalabalıkta bu kadar hızlı menü ve servis beklemiyordum. Kalabalık dedik evet içeride yabancı müşteriler de gördüm yan masamızda tahminimce İngiliz olduklarını düşündüğüm bir çift oturuyordu. Personel İngilizce biliyor bu çok önemli bu kadar kalabalık bir mekanda personelin İngilizce bilip hizmet etmesi çok hoşuma gitti.

İkinci seçimimiz nescafe oldu sütlü olsun dedik hemen geldi ama süt ayrıca porselen sütlük ile geldi bu da hoşuma gitmişti fakat fotoğraf çekmeye fırsat bulamadım ama yukarıda ki fotoğrafta bozuk paralarımı görebilirsiniz onlarda jetonmatik denen aletin eseri.

Bizde para çok masamızda 1000 Won var. Paranın hikayesi Gül ile Güney Kore’den birlikte gelmesi.  1000′lik bankont olunca büyük para zannetmeyin benim metaller onun hakkından gelir de neyse bizim gönlümüz zengin zaten bu parayı harcamak niyetinde değiliz.

Para meselesini kapatıp sadede gelelim Dilek hızlı, kaliteli ve yeterli personeli ile artık favori mekanım olmaya aday oldu diyebilirim. Ayrıca hesabı öderken pos makinesi masanıza geliyor.

Dilek pastane, cafe & restaurant’ın internet sitesini ziyaret etmek için:  http://www.dilek.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca Menüsüne bakmak için: http://www.dilek.com.tr/DilekMenuler/ adresiniz ziyaret edebilirsiniz.

Bir sonraki mekan yazımda bir Kore yemekleri yapan Taksim Restaurant & Karaoke Bar’ı tanıtacağım.

Hepinize keyifli geziler dilerim…

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013
21 Şubat

Samsung Galaxy S4 için kapak seçimi, Flip Cover VS Spigen Slim Armor Case

Merhaba arkadaşlar, bir süre önce Samsung Galaxy S4 modelinde yaşadığımız kamera probleminden bahsetmiştik, bu sorunu çözdükten sonra telefona alıştım ve S4 modelini sevdim, sevdiğim bu modeli kullanmaya başlayınca bir kaç kapak seçimi yaptım.

Öncelikle bu kadar pahalı telefon alıp, ucuz kopya kapaklar kullanmanın gereksiz olduğunu ve bu kopya – taklit kapakların telefonunuza zarar vereceğini belirterek yazıya başlıyorum. İlk olarak Samsung’un ürettiği kapaklardan S View modelini kullandım oldukça kullanışlı olan bu model kapak açıldığında ekranı da otomatik olarak açıyordu ama ekranın ortasındaki boşluk bana sevimsiz geldiği için Flip Cover modelini aldım ve bence doğru bir tercih yaptım.

Üreticinin yine S4 için özel olarak tasarladığı S View ve Flip Cover kapak modelleri, telefonun arka kapağı ile aynı tasarıma sahip ve arka kapağa bağlı olarak ön tarafı kapatacak şekilde tasarlanmış iç tarafı ekranı çizmeyecek kadar yumuşak, dış tarafı ise ekranı koruyacak kadar sert olarak üretilmiş olan bu kapaklar bence yeterince güzeller.

S view kapaklarda telefon uyku moduna geçebiliyor ve kapağın üzerindeki küçük boşluktan aramaları cevaplayıp reddetme imkanına sahipsiniz ve saat, mesaj bildirimi gibi fonksiyonları da yine bu küçük boşluktan görebiliyorsunuz, S view kullandığım sürece bir dikkatimi çeken konu ise LG led televizyonum Video Sessiz modunda çalışırken, S view kapağını açtığınız anda televizyonun ekranının açılması, bu durum aslında oldukça kullanışlı ama yinede o boşluk sevimsiz geldiği için düz bir Flip Cover aldım.

Daha sağlam bir kapak arıyorum… 

Doğa yürüyüşleri, ömrümüzün yarısı denizlerde geçiyor derken güçlü ve dayanıklı bir kapak arayışına girdim, ilk hedef Otterbox Defender Series oldu fakat çok kalın bir yapıya sahip olan yapısı nedeni ile listenin sonuna yazıldı, bir çok markaya bakmama rağmen Spigen Slim Armor hoşuma gitti ve yürüyüş ve plajda kullanmak üzere Flip Cover yerine bir Slim Armor almaya karar vererek Otterbox Defender modelini listemden çıkardım.

Spigen Slim Armor gerçekten sağlam yapıda bir kapak, kapak iki parçadan oluşmakta, siyah olan kısım yumuşak plastik yapıdan, renkli kısım ise sert plastik yapıdan oluşmakta. Kapak yere düşme sonucunda telefonun alacağı zararı minimuma indirmek için tasarlanmış ve kapak telefona takıldığı zaman yere düşme sonucu üstünden kesinlikle ayrılmayacak şekilde üretilmiş.

Spigen Slim Armor telefon üzerinde oldukça sık gözükmekte fakat Flip Cover’a göre telefon biraz daha kalın, kaba ve ağır durmakta. Kapak üzerindeki açma / kapama ve ses açma / kapama tuşlarının alışması 1-2 gün sürmekte ama alıştıktan sonra rahat bir şekilde kullanılabiliyor.

Kapak kalınlığı nedeni ekranın üzerine düşse bile bir şey olacağını düşünmüyorum, Flip Cover’da  ise telefonu düşürdüğümde kapak açıldı ve telefon ekranın üzerine düştü, düz bir zemine düşmüş olması şans, ekran kapağında mıknatıs gibi bir sistem olmadığı için telefon yere düşerken kapak açılma ihtimali yüksek diyebilirim.

Spigen Slim Armor modelini tasarlarken S4 üzerinde kulaklık girişi ve sensörler için yerleri çok iyi tasarlamış, telefonun bütün fonksiyonları sorunsuz bir şekilde çalışıyor.

Hepimiz biliyoruz ki Samsung telefonlarında plastik malzeme kullanmakta, Flip Cover telefonu tamamen sarmadığı için yere düşmelerde Samsung modellerinin çokta dayanıklı olmayan kibar yapılarından dolayı kenarlarına zarar gelebilir fakat Slim Armor telefonu tamamen sardığı için telefona bu tür zararlar geleceğini düşünmüyorum.

Konuya örnek vermek gerekirse, arkadaşıma ait Samsung Galaxy Note II modeli yere düşmüş ve köşesine zarar gelmiş, bu nedenle telefonu tamamen saran kapaklar gerçekten güven vermekte.

Benim favori iki kapağım hakkındaki düşüncelerim bunlar, outdoor için Spigen Slim Armor, günlük kulanım için Flip Cover kullanıyorum ve her ikisinden de oldukça memnunum. Her iki kapağın incelemesini aşağıdaki video’dan da izleyebilirsiniz.

Samsung Galaxy S4 – Flip Cover & Spigen Slim Armor

 

 

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013

Bir Tuhaf Avea Bakiye Yüklemesi !

Cep telefonu operatörü olarak tercihim Avea, her ne kadar GSM 1800 adam olmaz deseler de iletişim konusunda şuana kadar büyük bir sıkıntı çekmedim, evet belki biraz yavaş bir internet bağlantısına sahip fakat ondan da şikayetçi değilim.

Şikayetçi olduğum konu başıma ilk defa gelmiyor bu sanırım üçüncü oldu, ufak tefek sorunları çözemeyen sevgili operatör firması Avea müşteri hizmetleri anlamında da bana itici gelmeye başladı.

Gelelim soruna, Avea mobil işlemlere çok hızlı bir şekilde giriş yapabiliyoruz buradan giriş yaptıktan sonra bakiye yükleme kısmından kredi kartı ile ödeme yapıyoruz, para banka tarafından 3d Secure ile hemen ödemeyi tamamlıyor, banka ödemeyi yapıyor ama Avea yükleme işlemini bir türlü gerçekleştirmiyor ve bekleme süreci başlıyor tabi artık teknoloji çağındayız hiç birimiz beklemek istemiyoruz ben daha önce beklemekten sıkıldığım için bir defa daha bakiye yüklediğimde bu hesabıma hemen geçmişti fakat daha önce yaptığım işlem 3 gün sonra hatta düşmüş bu seferde gereksiz bir bakiye yüklemesi yapmak durumunda kalmıştık.

Avea Müşteri Hizmetleri İle Sorunun Çözümü İçin Görüştük… 

Öncelikle Avea’nın internet sitesi üzerinden bize ulaşın başlığı altından operatör firmasına ulaşmaya çalıştım, eğer Avea Müşterisi iseniz giriş yaparsanız daha hızlı geri dönüş yapacaklarını yazan internet sitesi notundan, numaram ile giriş yaptıktan sonra eser kalmadı çünkü hızlı bir yana, Avea bana gün içinde dönmedi. Sevgili operatör çalışanları bana dönmeyince ben onlara döndüm pardon ben onları aradım “500″ numarasını aradığınızda müşteri hizmetlerine kolayca ulaşabiliyorsunuz.

Konuyu müşteri hizmetlerine aktardım, bir saniye bakıyoruz diyen bayan 30 saniye sonra herhangi bir bakiye işlemi gözükmemekte dedi, bende bunun üzerine banka hesabımı kontrol ettiğimi ve buradan paranın çekildiğini belirtmem  üzerine, 0212 478 68 78 faks numarasına paranın çekildiğine dair faks çekersem gün içinde ilgileneceklerini söyleyen müşteri hizmetleri yetkilisine teşekkür ederek görüşmeyi sonlandırdık.

Sene 2013 3d Secure ile bankadan ödeme yapıyorsun ama işlem tamamlanmıyor burada hata sadece Avea tarafında olmalı, bu sorun sadece bizde değil sikayetvar.com üzerinde sayısı artık kayıp olmuş bir durum lakin Avea bu konuya bir çözüm getirememekle birlikte halen abonelerine müşteri hizmetleri aracılığı ile faks çekmesini yada beklemesini öneriyor ama bu işin başındakiler bir şeyi unutuyor, kimse parasını peşin ödediği bir hizmetin hesaba geçmesini 3 gün beklemek zorunda değil ve operatör değiştirmek artık çok basit müşteri memnuniyeti ön planda olmazsa ve bu sorun önümüzdeki ayda devam ederse en kısa zamanda bende sevdiğim operatör olan Avea’dan ayrılacağım…

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013