Kategori arşivi: Mekanlar

Trakya’da Piliç Çevirme’nin Adresi Büyükmandıra. (Hasan Erdal Restaurant)

Merhabalar, öncelikle 2016 yılının herkese sağlık, mutluluk ve bir parça huzur getirmesini diliyorum. 2016’ya girmiş olmamıza rağmen vakit nedeni ile 2015 yılında gezdiğimiz, gittiğimiz yerleri bile yazamadık, 2016 bir kenarda dursun biz dönelim 2015 yılına arkadaşlar.

Yaz, kış fark etmez canımız sıkılmaya görsün arabaya atladığım gibi gideceğimiz yöne genelde yolda karar veririm. Mayıs ayının son günü ve nasıl olduğunu bilmiyorum kendimi deniz kıyısına atmamışım ve Edirne yönüne doğru ilerliyorum. Kafamızda 2 alternatif var, ya Kırklareli’ye köfte yemeğe yada Edirne’ye ciğer yemeğe gideceğiz. Yolda karar veririm demiştim ya, Alpullu sapağına gelmeden bu 2 alternatifi iptal ederek çok daha farklı bir yöne Büyükmandıra’ya piliç yemeğe gitme kararını veriyorum.

Hayatımın bir kısmı yollarda geçmiş, Enez-Lüleburgaz yolu artık ezbere gitmiş olduğum bir yol ve Büyükmandıra bu yol üzerinde olduğu için çocukluğumda Büyükmandıra’ya sıkça uğrardık, bir dönem piliç çevirme denildiği zaman Büyükmandıra gerçekten çok daha uğrak bir noktaydı diyebilirim lakin son dönemde artan mekan sayısı ile buralarda o yoğunluk sanırım artık yok denebilir.

Benim gibi bilenlerin ve merak edenlerin gittiği bu güzel küçük kasaba’ya giriş yaptım, restoran seçimden önce kasabayı araç ile baştan başa gezip gelişimine bir göz attım ve sanırım bir çok yere restoran açılmış. Bir çok yer açılsa da biz bildiğimiz yerden, Hasan Erdal’dan vazgeçmiyoruz.

Mekanın güzel ve büyük bir bahçesi hatta üst katı bulunmakta ayrıca arabanızı park etmeniz çok basit. Bu da mekanın oldukça büyük olduğunu gösteriyor. Burada bence menü’ye gerek yok.

  • Tavuk alabilir miyiz ?
  • Hemen geliyor…

Mekan personeli tamamen buranın kendi insanından oluşmakta ve Trakya insanının samimi olan yüzünü burada daha iyi görebilirsiniz, şive ve hareketler burada bozulmamış.

-Dün güreşler vardı bea dün niye gelmediniz ? 

Biz bugün gelmek istedik şefim umarım bir gün güreşlere de geliriz.

Tavuk gelene kadar Baş pehlivan’dan tutun, rahmetli pehlivanlara kadar hepsini sayıyor şefim ayrıca tavuğu nasıl yaptıklarını da anlatıyor. Bence personel çok samimi ve içten yaklaşıyor.

Gelen tavuk bu şekilde, yanına yoğurtta istedim elbetteki. Buradaki tavuğun olayı, öncelikle tavuğu dışarıdan hazır almıyorlar. Kendi yetiştirdikleri köy tavukları, yan masadan biri atlayıp soruyor:

  • Çiftlik tavuğu mu?
  • Kendimiz yetiştiriyoruz, köy tavuğu…
  • Köy tavuğunun eti daha sert olmaz mı?
  • Biz tavukları özel bir sosta bekletiyoruz bu nedenle tadı ve eti böyle.

Diyalog bu şekilde gelişiyor evet bu güzel kasabanın sütlü tavuğu meşhur. Gelen tavuğun yanında herhangi bir salata belirtisi yok, salatayı ayrıca sipariş etmeniz gerekiyor. Aslında yanında bir iki dilim domates, bir biber, biraz soğan falan koysalar görsel açıdan çok daha iyi olabilir.

Gelen hesabı tam olarak hatırlamıyorum lakin fiyatlar çok pahalı değildi, zamanım olunca ve güzel bir bahar günü sessiz ve sakin olan bu mekana kısmetse tekrar gideceğim. Merak eden arkadaşlar için bence gitmeye değer bir mekan.

Yeni bir mekan yazısında görüşmek üzere hoşçakalın…

Adres: Kırklareli / Babaeski / Büyükmandıra

Telefon: 0288 533 40 28

Göksel BAŞTÜRK 2016
gokselbasturk.com.tr

 

Meşhur Köfteci Ali Usta (Tekirdağ)

Merhabalar, sevgili arkadaşım Koray geçen yıl benim sitemin olduğu sunucuyu taşırken benim sitelerim etkilenmiş bir süre yazı yazmamıştım. Eski yazılarımı buraya tekrar aktarmaya devam ederken, artık günlük olarak yeni yazılar yazmaya çalışacağım.

Eski ve yeni yazılar konumuz bir kenara dursun bugün 26 Aralık olmasına rağmen bahardan kalma bir hava olunca, arabaya atladım ve kendimi Tekirdağ Sahilinde buldum. Deniz havası insana iyi geliyor, biraz yürüyüş ve güzel havanın etkisi ile üzerine güzel kahve…

Kahve içtikten sonra insan Tekirdağ’a gelince köfte yemeden dönmek istemiyor. Sürekli yediğim yerler var ve en uğrak noktam Özcanlar lakin değişiklik ve farklı mekanları da görmek adına bugün Köfteci Ali Usta’ya gittim.

Mekan Tekirdağ Limanının ve Tarsal’ın hemen karşısında ayrıca İş Bankasının Sahil Şubesi ile komşu. Köfteciler sıralı fakat terasını görünce burayı tercih ediyorum ve içeriye giriyoruz. Karşılama oldukça konuk sever lakin içerisi boş yani sürekli yediğim yerlerde bu saatte her yer genelde tıklım tıklım oluyor.

Teras’tan manzara bu şekilde, denizi görüyor görmüyor arası bir durum. Masalar boştu istediğimiz yere oturmak istedik lakin masanın üzeri kırıntılar ile doluydu ve yandaki masaya geçtik, mekan yoğun olmadığı için üst katta 1 personel hizmet veriyor.

  • Menü alabilir miyiz ?
  • Bizde köfte üzerine…

Anlıyorum zaten köfte yemeye geldik ama bir menü getirilebilir… Tamam köfte alalım o zaman, neyse ki şefimiz yoğurt yada salata yaptırayım mı ? diye sordu. Sorsan bile iş işten geçti ayran getir kafi şefim.

Gelen küçük ayranın yanında, büyük bir bardak vardı. Masa’da su bile olmadığına göre sanırım küçük ayranı bardağa dökmem için getirilmiş lakin bardak çok hoş gözükmüyordu,.. Bardak nasıl görünüyor bir kenara bir pipet bile yoktu.

Gelen porsiyon bu şekilde olup, biraz soğan ve bir biber… Yanında sos getirmiş olmalarına da şükür demeli… Köftenin tadı şahaneydi diyemem lakin güzeldi ve ben yemeğe başlamadan önce sanırım doyamayacağız desem bile ekmek işin içine girince doyduk diyebilirim.

Mekanın içinden salçalar…

Kısaca özetlemek gerekirse, mekan sessizliği bence hak ediyor çünkü sunum çok zayıf. 49 neredeyse 50 yıllık bir mekan isminden insan daha kaliteli bir sunum ve daha lezzetli işler bekliyor. Bunun dışında karşılama ve uğurlama olayında kasa bölümünde beyefendi biri mevcut ve sanırım mekanın sahibi.

Peki ne ödedik ?

2 porsiyon köfte ve 2 ayran için 34.oo TL bence makul bir fiyat.

Tekrar gidecek miyim?

Önümüzdeki aylarda bu mekanı tekrar ziyaret edip, değişen bir şey var mı? diye tekrar bakacağım ve durumu size aktaracağım. Eğer ki sunum yine aynı şekildeyse bir daha kapıdan içeri adım atmam…

Fiyatlar makul, sunum çok zayıf.

Tekrar görüşmek üzere hoşçakalın.

Göksel BAŞTÜRK 2015
gokselbasturk.com.tr

Trakya’nın en güzel köftesi Ahmetbey’de…

Merhabalar bugün hem aile büyüklerini ziyaret hemde köfte yemek için yine Ahmetbey yollarına düştüm. Köfte konusuna girmeden yola girelim ve belediyelere isyanımı dile getireyim. Lüleburgaz’dan çıkıp Efes Pilsen Fabrikasına kadar olan D100 yolu gerçekten güzel Efes fabrikasından Evrensekiz Kasabası yoluna girince her zaman surat ifadem değişiyor. Yol desem değil, asfalt desem değil, mıcır desem değil, taş desem değil, efendim tarla desem hiç değil bu durum ise yeni değil belki de 10 yıldır böyle, yapılacak diyorlar ama hiç inancım yok. Buradaki kasabalar oldukça büyük Evrensekiz ve Ahmetbey Belediyesi buraya bir yol yaptıramıyor üstelik ikisininde mensup olduğu partiler mecliste bulunmakta ama nedense buraya bir yol yaptıramadılar.

01-03-2013 Evrensekiz Çıkışı yolda manzara bu şekilde tabelalarda Büyük Şehir Belediyesi Yağmur Suyu Kanal Çalışması yazıyor. Dereydi, kanaldı yaptılar ama yol yok neyse ki bu köfte için bu yola da razıyız diyorum.

Dönelim yemek bölümüne beni bilen arkadaşlar yemek işlerini sevdiğimi bilirler bugüne kadar denemediğim köfte çeşidi yoktur. İnegöl Köftesi, Tekirdağ Köftesi, Tire Köftesi, Akçaabat Köftesi, en iyisinden Urfa Kebap, Adana Kebap hepsini denemişliğim vardır ama hiç biri Ahmetbey Köftesinin yerini tutamaz.

Bu köftenin sırrı öncelikle kıyma için tedarik edilecek et günlük olarak beldenin hayvanlarından tedarik edilmesi ve kıymanın iri çekilmiş olmasıdır. Bu aşamadan sonra baharatları ölçülü olarak eklenir ve yoğun çeşnili bir köfte ortaya çıkar.

Gelelim mekan seçimine Ahmetbey’de köftecisi sayısını artık tam olarak kestiremiyorum ama benim bugünkü tercihim Yörükoğlu Köftecisi genelde sürekli buraya giderim eğer burası uygun değil yada kapalıysa tercihim Bahar Köfte Salonu, alkol olan bir mekan seçecek olursak tercihim Köprübaşı restoran olur. Yörükoğlu küçük bir dükkan içeride sayılı masası var bu nedenle sanırım yediğim köfte daha da lezzetli geliyor.

Mekanın sahibi Osman abidir ayrıca ocağın başında işi yapanda kendisidir. Köftecilik işi babadan oğula geçmiş bir ustadır kendisi. Onun yaptığı köfteyi başka bir yerde bulmanız gerçekten zor. Bu mekan yada başka bir köfteci hiç fark etmez Ahmetbey’de porsiyon ile köfte satılmaz. Kilo yada gram ile sipariş verirsiniz.

Başka bir önerim ise manda sütünden yapılmış olan yoğurt. Günümüzde manda bulmakta ürününü bulmakta çok zor giderseniz mutlaka bu lezzetli yoğurttan tadın. Birde tabakta görüldüğü gibi acılı sos var bu sosta özel olarak yapılmakta ve çok güzel.

Köfte bu şekilde masanın ortasına gelmekte ve bittikçe ızgaradan tekrar gönderilmekte. Bu lezzeti tatmak için bir çok kişi buraya uğramakta yolunuz o taraftan geçerse mutlaka uğrayıp sizde Ahmetbey Köftesini yemelisiniz. Ahmetbey, Lülleburgaz’a 28 km. Çorlu’ya 38 km. Edirne’ye 88 km. İstanbul’a ise 160 km. uzaklıkta.

Fiyatlardan bahsetmek gerekirse bence makul köftenin kilogram fiyatı: 40 TL, Yoğurt’un fiyatı ise: 5 TL bunun dışında salata gibi ekler masanıza gelmekte.

Bu mekan hakkında kısaca şunları söyleyebilirim.
Fiyatları normal, Köfte gerçekten çok lezzetli ve çok hızlı bir şekilde servis ediliyor.

Yörükoğlu Köftecisi küçük mekanındaki samimi ortamı ve lezzetli köftesi ile benim Ahmetbey’deki favori mekanım. Bir aksilik olmazsa yarın için daha önce tanıtmış olduğum Taksim Restaurant’ın altında yer alan Taksim Karaoke Bar’dan bahsedeceğim.

Herkese iyi hafta sonları dilerim !

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013
1 Mart

Taksim’de Kore Restoranı Macerası ve Göksel’in Yemek Çubukları ile İmtihanı.

Herkese iyi hafta sonları geçen hafta yeni favorim Dilek hakkında kısa bir yazı yazmıştım.Dilek‘ten hemen önce ise Taksim Restaurant & Karaoke Bar’da yemek yedim. Bu yazının daha uzun olacağını düşündüğüm için hafta sonuna bıraktım. Mekan’da sadece Kore Mutfağı mevcut arkadaşım Gül’ün Kore şirketinde çalışıp Korece öğrenmesi hatta Kore yolculuğu beni de Korelilere yakınlaştırdı diyebilirim. Gül ile Kabataş’ta buluşup oradan füniküler ile Taksim’e geçtik. Aslında ben yemek yemeği daha sonra düşünüyordum ama Gül mekan yakın diye gidelim dedi. Yani şimdi karnımız aç olduğu için mi? yoksa yakın olduğu için mi? gideceğiz dediğimde mekana gidene kadar Gül güldü… Taksimdeki çalışmalar nedeni ile Taksim ve civarı çok kötü bildiğimiz mekanı bulmamız bile bu çalışmalar nedeni ile bizi biraz zorladı neyse ki çabuk bulup içeriye girdik.

İçeriye girdik masalardan 1-2 tanesi dolu geri kalan boş sessizliği ise arka da yemek yiyen Koreliler bozuyor, bozuyor dediysek gürültü yapmıyorlar sadece sohbet ediyorlar mekan çok dolu olmayınca ses bize geliyor onların konuşmasından bir şey anlamamış olsam da farklı bir dil duyduğum için nedense mutlu oldum. Dikkatimi çeken o sırada mekanda müzik filan yok sadece Korece bir televizyon kanalı açık orada daha önce izlediğim bir Kore filmindeki oyuncuyu görünce yine mutlu oldum. Sanırım mekan gece daha kalabalık oluyor gündüz biraz daha sakin bunu göz önünde bulundurun. Menüyü istedik menü hızlı bir şekilde geldi tabi menünün hepsini fotoğraf çekmedim ama bir kaç sayfasını fotoğraf çektim hadi hep birlikte bu menüye bakalım.

콩자반 ( kongjaban) – Soya soslu fasulye

Tüm yediklerim içinde en sevdiğim soya soslu fasulye oldu. Gül bu soya soslu fasulye demesine rağmen ben iddia edip hayır ya bu bildiğin fıstık demiştim hatta fıstık olduğuna onu bile inandırmıştım, tabi o soya soslu fasulye çıktı. Sen yemek seçersin Kore’ye gitsen aç kalırsın diyen arkadaşlara artık şöyle diyorum soya soslu fasulye ile Kore’de sanırım uzun bir süre yaşayabilirim bu yemeği gerçekten çok sevdim.

 
김치 (Kimchi) Kimçi

Kimçi, Çin lahanası turşusu gibi Kore turşusu bu o kadar çok seviliyormuş ki Kore Halkı tarafından her öğünde tüketiliyormuş. Tadına şöyle baktım üzerindeki sos nedeni ile yenilebilecek bir şey yani kimçi de hoşuma gidenler arasında.

 
Kabak efendim evet bildiğiniz kabak

Korece adını bulamadım, kabak günlük hayatımda da sevmediğim bir yemek ama oraya gitmişim her yemeğin tadına bakacağım dedim ve bir yudum da olsa yedim kabak sevenlerin hoşuna gidebilir ama ben kabak sevmediğim için yorum yapamıyorum.

 
멸치볶음 (Myulchi Bokkeum) – Balık (Hamsi gibi düşünün) Kızartması

Uzaktan gözümün tutmadığı bu yemeğin ne olduğunu sordum cevabı balıkmış hamsi gibi denildi. Efendim hayatımız denizlerde geçmiş, geçiyor ve geçmeye devam edecek gibi balık denilmiş denizden ne çıksa yiyecek adamız bunu yiyeceğim bir gözüm bu tabakta, balığın cinsini çözmeye çalışıyorum ama kızartılmış olduğu için bir türlü çözemiyorum yahu şu çubuklarla bu balık işine bir girişeyim dedim şöyle ufaktan 2-3 balık tutup yedim garip bir sos tadı tuhaf bir şey bunca yıllık denizciyiz böyle balık görmedik neyse efendim sadede geleceksek bu balık işini pek sevmedim ama aç kalırsam oturup yerim.

 
깍두기 (Kkakdugi) – Turp kimçisi

Tek fotoğrafını çekmeyi unutmuşum kendileri üstteki fotoğrafta en alt ortada patatese benzeyen yemektir. Efendim gözüme patates diye kestirdim çubuğu kaptım yiyeceğim o da ne çok sert çubuk ile yakalanması zor nedir ? diye sordum bu da kimçi. Dedik ya bu kimçi işi çok seviliyormuş bu da turp kimçisi çıktı. Acıdır dediler biz adana kebap acısı görmüş adamız onu yeriz dedik ama çubuklarla imtihanımız burada başladı bir türlü tutamadık gitti. Diğer yemekler biraz daha yumuşak olduğu için yemek çubukları ile tutulması kolay bu sert ve büyük olduğu için biraz beni zorladı bu iş böyle olmaz diyerek kaşığı alarak kaşıkla yemeğe başladım. Tadı aslında o kadar acı olmayan bu yemekte hoşuma gidenler arasında.

 

동치미 (Dongchimi) – Kimçi Çorbası

Dongchimi bu ise Kimçi’nin Çorbası. Ben yemeklerle çok aşır neşir olmuşum sanırım buna sıra gelene kadar soğumuş ama hepsinden yemeyi düşündüğümü belirtmiştim bir kaç kaşık tattım buda güzel bir yemek fakat bizim çorbaların yerini tutamaz. Şuan arkadaşım Selim yazımı okuyorsa kesinlikle şöyle demiştir: – Be adam yarım saattir okuyoruz masama yemeğin yanında bir şeyler geldi dedin hepsini yazdın bu yemek nerede? Selim canım benim okuyorsan o yemek hemen aşağıda.

Ana Yemek: 불고기 Bulgogi

불고기 (Bulgogi) – Dana eti

Bulgogi’yi tercih ettim çünkü dana etini çok seviyorum. Ufak parçalar halinde ne çok ne az pişmiş dana etinin içine biber, marul gibi küçük küçük sebzeler eklenmiş. Bu yemeği çok sevdim tadı var ama tuzu yoktu, tuz sordum Gül bana Kore halkının tuz ve şeker tüketmediğini belirtti ama istersen sen kullanabilirsin dedi. Günlük tuz ve şeker tüketimimi düşündüm ve Kore halkının ne kadar sağlıklı bizim ise ne kadar sağlıksız yaşadığımızı fark ettim. Madem böyle yeniliyor bende tuz eklemedim bir süre sonra tuzsuz olmasına alışıyorsunuz ve hoşunuza gidiyor. Bulgogi menü içerisinde gerçek anlamda tavsiye edeceğim bir yemek.

Yemekten sonra tatlı olarak önümüze portakal geldi efendim şeker tüketmiyorlar demiştik ya Kore Halkı tatlı niyetine meyve yiyormuş bizde onlara uyup portakalı yedik. Ayrıca sohbet sırasında Kore’de meyvelerinde çok pahalı olduğunu duydum.

Kore mutfağı oldukça sağlıklı ve çok keyifli bir mutfak bundan sonra farklı yemekler denemeyi de düşünüyorum. Özellikle bulgogi benim tarafımdan çok sevildi ve hemen bitirildi.

Gül ile fotoğrafımızda görüldüğü üzere o bulgogi’den eser yok. Bulgogi’den sonra yukarıda tanıtmış olduğum küçük tabaklardaki yemeklere devam ettik ayrıca masamızda görmüş olduğunuz portakalları yedik. Mekanda alkol bulunuyor soju’nun menüdeki fiyatı ise 50 TL ama günün bu saatinde soju işine girmedik neyse ki Gül bana bir şişe soju hediye etti.

Mekanda yemek fiyatlarından bahsettik bulgogi fiyatı 38 TL yukarıda görmüş olduğunuz su bedeli ise hesapta bir hayli şaşırtıcı sanırım 5 TL gibi bir fiyatı var 2 TL daha ek bir şeyler için kesmişler olacak ki Gül’ün ödediği hesap 46 TL geldi.

Mekandan biraz daha bahsedecek olursam Taksim’de sessiz sakin ve hoş bir mekan Korelilerin daha çok rağbet ettiği bu mekanda bulunduğum saatler içinde Türk görmemek ise üzücüydü.

Mekanın restoran kısmı bu şekilde mekanın altında ise karaoke bar var merak edip bu kısmı da inceleme fırsatım oldu karaoke barı ayrı bir yazıda tanıtacağım mekan sade şık ve servis hızlı masanın yanında Kore’ye özgü çiçekler ve bitkiler görmek ise çok hoş.

 

Çiçekti böcekti bu kısımları da geçtikten sonra uzun bir yazı oldu önce sabırla okuyanlara daha sonra Gül‘e bu güzel yemek için çok teşekkür ederim. Kore mutfağına ilgisi olan herkese tavsiye edebileceğim çok huzurlu sessiz sakin bir mekan. Nasıl gideriz ? Nasıl ulaşırız ? diyen arkadaşlar için kartvizit aldım onuda hemen ekliyorum.

Bu mekan hakkında kısaca şunları söyleyebilirim.

Sessiz, sakin, çok hoş, yemekleri güzel ve çok hızlı servis ediliyor.

Fiyat bakımından biraz üzücü.

O kadar korkutucu fiyatları olmasa da su için ödenilen bedel beni üzdü diyebilirim o olumsuz kırmızı sadece SU’dan sebeple verilmiştir. Gerçekten kaliteli ve hoş bir mekan yazıyı daha fazla uzatmadan bir sonraki mekan yazımda bu restoranın alt kısmındaki karaoke bar’dan bahsedeceğim.

Herkese iyi hafta sonları dilerim…

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013
24 Şubat

Yeni Favorim Dilek. Özsüt “OUT” Dilek “IN” …

15 Aralık 2012 akşam üstü arkadaşım Gül ile istiklal’de tur atıyoruz hava soğuk yemek yedikten sonra kahve içmek istedik benim Lüleburgaz’da yada Capacity’de sık sık gittiğim Özsüt’ün istiklal şubesine girdik 2. kata çıktık yer gösterildi oturduk. Her şey iyi hoştu ama cam kenarında oturan 2 amca kahve içerken biz sipariş bile veremedik, onlar bir kahve siparişi daha yaptı o kahvelerde önlerine geldi ama bize sipariş bir yana menü bile getirilmedi. Menü istedik tamam getiriyoruz dediler gelen giden yok en son yan masaya da menü gelince kalk gül kalk dedim ve menüden sıkıldık ya oradan hemen Starbucks’a kaçmıştık.

Gül ile geçen cumartesi günü yine istiklal’de yürüyoruz Özsüt’ün önünden geçerken güldük tabi yine sıcak bir şeyler içmek istedik bu sefer ki seçimimiz Dilek oldu. Bu sefer ki seçimimiz doğru ve çok güzel olduğunu düşünüyorum. Öncelikle Dilek pastane, cafe & restaurant olarak geçiyor yani geniş bir menüye sahip.

Menü hızlı bir şekilde geldi ve ilk tercihimiz cafe latte oldu kremalı olmasını söyledik ve yukarıdaki gibi geldi. Menü hızlı geldi demiştik peki ya sipariş edilen latte ? O da çok hızlı geldi 3-4 dakika sürmedi. Yani Özsüt size küçücük mekanında menü getirmekte bile zorlanırken bu kadar büyük bir mekanda bunca kalabalıkta bu kadar hızlı menü ve servis beklemiyordum. Kalabalık dedik evet içeride yabancı müşteriler de gördüm yan masamızda tahminimce İngiliz olduklarını düşündüğüm bir çift oturuyordu. Personel İngilizce biliyor bu çok önemli bu kadar kalabalık bir mekanda personelin İngilizce bilip hizmet etmesi çok hoşuma gitti.

İkinci seçimimiz nescafe oldu sütlü olsun dedik hemen geldi ama süt ayrıca porselen sütlük ile geldi bu da hoşuma gitmişti fakat fotoğraf çekmeye fırsat bulamadım ama yukarıda ki fotoğrafta bozuk paralarımı görebilirsiniz onlarda jetonmatik denen aletin eseri.

Bizde para çok masamızda 1000 Won var. Paranın hikayesi Gül ile Güney Kore’den birlikte gelmesi.  1000′lik bankont olunca büyük para zannetmeyin benim metaller onun hakkından gelir de neyse bizim gönlümüz zengin zaten bu parayı harcamak niyetinde değiliz.

Para meselesini kapatıp sadede gelelim Dilek hızlı, kaliteli ve yeterli personeli ile artık favori mekanım olmaya aday oldu diyebilirim. Ayrıca hesabı öderken pos makinesi masanıza geliyor.

Dilek pastane, cafe & restaurant’ın internet sitesini ziyaret etmek için:  http://www.dilek.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca Menüsüne bakmak için: http://www.dilek.com.tr/DilekMenuler/ adresiniz ziyaret edebilirsiniz.

Bir sonraki mekan yazımda bir Kore yemekleri yapan Taksim Restaurant & Karaoke Bar’ı tanıtacağım.

Hepinize keyifli geziler dilerim…

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013
21 Şubat