Kategori arşivi: Gezi Rehberi

Bölüm 4 – Gökçeada Turu…

Evet yaz geldi geçti, tatildi, işti, güçtü derken elimiz yazılara bir türlü gitmedi ve Gökçeada yazısının son bölümünü bir türlü bitiremedim ama neyse ki eylül ayında da ada güzel belki gitmek isteyenler olur yada gelecek senelerde gidecek olanlar kışın okur ne diyelim vaktimiz anca yetti. Önceki bölümlerde de bahsettiğimiz üzere adaya feribot, deniz otobüsü ve uçak ile ulaşım mevcut. Ben bana olan yakınlığı nedeni ile kara ulaşımını tercih ediyorum, feribot ile ilk olarak Kabatepe Limanın’dan, Kuzu Limanına giriş yapıyoruz. Kuzu Limanındaki yol direk olarak Gökçeada’nın Merkezine bağlanmakta, önceki bölümlerde yer seçimi olarak Merkez ve gece en hareketli yer olan Kaleköy’e yakınlığı nedeni ile Yeni Bademli ve civarını önermiştim. Feribottan inen hemen her aracın yer arayışı içinde olacağından Yeni Bademli civarında bir pansiyona rezervasyon yaptırmanız yararınıza olacaktır diye düşünüyorum, eğer rezervasyon yaptırmadan gidip yerinde görmek istiyorsanız Merkez’e varınca ilk rotanızı Yeni Bademli tarafına çevirin. Kalacak yer problemi çözülünce eğer Merkez veya Yeni Bademli tarafındaysanız o yorgunlukla gidilecek en güzel yer Yıldız Koy olacaktır.

Fotoğraf 2009 senesinde çekilmiştir.

Kendinizi dinlenmiş hissediyorsanız akşam üstü manzara için en güzel nokta Tepeköy’e çok yakın olan Çınaraltı, gün batımını buradan izlemek gerçekten büyük bir keyif diyebilirim. Bu bahsettiğimiz yerlerin fotoğraflarını birazdan ekleyeceğim ama önce rotama dönelim. Benim düzenli rotam Eşelek Köyü üzerinden öncelikle Aydıncık Plajı (burada sörf), ilerleyerek Laz Koyu (denize girmek için güzel bir koy), devam ettikten sonra Uğurlu (Türkiye’nin en batısı olup burada denize girmek çok keyifli), buradan Şahinkaya Köyü üzerinden Tepeköy ve Çınaraltı (gün batımı burada çok güzeldir), evet rotam bu şekilde şimdi rotayı fotoğraflarla destekleyelim.

Merkez üzerinden Eşelek Köyüne doğru yola çıkıyorum buraya kadar 10 km tutuyor köy üzerinden aydıncık plajındaki sörf okuluna ulaşıyorum 3 km daha tutuyor toplam 13 km mesafe ile sörf alanına ulaşabiliyorsunuz, daha önceki bölümde sörf okulu hakkında detaylı bir yazı yazmıştım, dileyenler aşağıdaki linkten o konuya’da geçebilir.

Buradaki sörf olayından sonra rotama devam ediyorum, burada sadece sörf değil, denizde çok güzeldir adanın eğlenceli noktalarından biri diyebilirim. Yol sörf okuluna kadar fena sayılmaz güzel bir şekilde ilerliyor fakat bu rota üzerinden gitmeye başlanıldığında yollar virajlı ve dar acemi şoför arkadaşlara bu yolu tavsiye etmiyorum.

Yukarıda görüldüğü üzere yol bir müddet bu şekilde devam etmekte, ilerleyen bölümde Laz Koyuna girmeden sağ tarafta Kaya Mezarları bulunmakta merak edenler rotasına onuda ekleyebilir.

Fotoğraf 2009 senesinde çekilmiştir.

Burayı gördükten sonra yolumuza devam ediyoruz Laz Koyuna çok az kaldı. Yollarda karşınıza keçi, koyun gibi hayvanlar çıkabiliyor araba ile hız yapmamanız gerekmekte yolda her an önünüze bir canlı çıkabilir. Bu yolda geçtiğimiz sene çarpılarak ölmüş bir eşek görmüştüm, fotoğrafı da var fakat koymak istemedim bu nedenle lütfen yavaş ilerleyelim.

Evet tabelayı gördükten sonra yoldan içeriye giriyoruz ve kısa bir mesafe sonra Laz Koyuna ulaşıyoruz.

Burada şemsiye’de kiralayabilirsiniz, kendi şemsiyeniz ile de gidebilirsiniz, deniz güzel ve ortam sessiz sakin yani kafa dinlemek için birebir yer seçimi olabilir. Bu güzel yerden de ayrılıp Uğurlu Plajına doğru yol alıyoruz.

Fotoğraf 2009 senesinde çekilmiştir.

Laz Koyu Uğurlu’ya oldukça yakın, Şirinköy’den ayrılıp Uğurlu’daki Gizli Limanı göreceksiniz buraları hızlı bir şekilde geçip karşınızdaki tepeye tırmanıp tepenin hemen arkasındaki İnce Burun’a geçiniz. Yukarıda fotoğrafta görüldüğü üzere kum yok irili ufaklı taşlardan oluşan plaj ve birden derinleşen suya sahip ve deniz burada oldukça berraktır. Ayrıca İnce Burun Türkiyemizin en batısıdır.

Üst kısımda Uğurlu’dan Gizli Liman’ın oradan tepeyi tırmanın demiştim, İnce Burun’dan dönüşte işte o tepeden Gizli Liman, bu limandan çok aslında tek parçadan oluşan bir dalga kıran, buradan rotamız Tepeköy, Şahinkaya Köyü üzeriden yola devam ediyoruz burada yol Laz Koyuna ulaştığımız yola göre çok daha iyi.

 

Tepeköy yol aryımına kadar güzel olan yol bundan sonra dik, dar ve virajlı bu nedenle dikkatli olunması gerek. Peki burada ne var, öncelikle Tepeköy’e tırmanmaya başladığınızda yol ikiye ayrılıyor sol tarafta Tepeköy gözükmekte sağ tarafa gittiğinizde ise Çınaraltı denilen yer bulunuyor. Adından anlaşılacağı üzere yüksek bir tepede bulunan bu şirin, küçük köyde artık meşhur olmuş Barba Yorgu’nun şaraplarına bakabilirsiniz ayrıca Eleni Restaurant’ta balık yemenizi tavsiye ederim. Mekan tanıtımdan çok manzara fotoğrafları ile konuyu desteklemek daha iyi olacak diye düşünüyorum bu nedenle Çınaraltından gün batımına bakalım.

Yazlık evim Gökçeada’nın tam karşısında bulunuyor, yani yılın 6 ayı Gökçeada’ya uzaktan bakma fırsatım oluyor, ayrıca yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz ada ise Samotrake bizim dilimizde ise Semadirek olarak geçen ada, hem Gökçeada hemde Semadirek Adasını yazlık evimden görebiliyorum fakat burada Gökçeada’dayım ve farklı bir açıdan evimin bulunduğu yere ve Semadirek Adasına bakıyorum.

Semadirek dedik o kadar anlattık, işte yukarıda büyük olarak çektiğim bir fotoğrafı ve Çınaraltından gün batımı izlemek gerçekten keyif verici mutlaka uğramanız gereken bir nokta.

Bu Çınaraltı gün batımından son karemiz olsun. Merkeze dönerken yolun hemen kenarında ise bir baraj bulunmakta karşıdaki tepeler suya yansıma yapınca hemen bir fotoğraf çekmek için durdum o kareyi de ekleyelim.

Aslında yazılacak çizilecek çok yer, çok mekan var ama şu son bölüme başlamakta, bitirmekte nedense sanki bana eziyet gibi geldi. Bu nedenle sadece sevdiğim ve güzel manzaralı olan yerleri yazmayı uygun gördüm. Mesela yazın ortasında orman içine şelale aramaya gitmeyin, çünkü kurak mevsim nedeni ile şelalenin suyu çok az akıyor, ben buraya eklemedim ama mutlaka Zeytinli’ye uğrayıp madamın dibek kahvesini deneyin, daha önce ki bölümlerde Merkez’deki kebapçıdan kısaca bahsetmiştim kebap seven arkadaşların çok fazla alternatifi yok fakat adanın kuzu kapaması meşhur bence deneyin. Gün batımı için Çınaraltı dedim vaktiniz varsa bir başka akşam üstü Kaleköy’den kayaların üzerinden gün batımını izleyin, bölüm 3′te benim de çok sevdiğim bir spor olan sörf’ten bahsettim mutlaka yapmaya çalışın rüzgarı hissettikçe hoşunuza gidecektir. Ayrıca ada’da dalış merkezi var bu işe merakı olanlar mutlaka buraya gitmeli ve su altı milli parkında dalış yapmalı diye düşünüyorum. Gökçeada çok güzel ve yapılacak çok daha fazla şey, gezilecek çok daha fazla yer var ama bu yazı dizisinde benden şimdilik bu kadar.

Gökçeada keşfedilecek çok yeri olan güzel ve şirin bir yer, işte geldik dönüyoruz yukarıdaki Kuzu Limanının bir parçası da son fotoğraf olsun. Gökçeada yolculuğuna kendi aracınız ile çıkıyorsanız adaya gitmeden yada dönerken mutlaka Şehitliklerimizi de geziniz, hepinize iyi geziler ve tatiller dilerim.

Gökçeada ile ilgili diğer yazılar:

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013

Bölüm 3 – Gökçeada’da Sörf…

Sevdiğim bir arkadaşımdan gelen “Yaz bitti be abi sen halen sörf yazısı yazacaksın…” maili üzerine çok hızlı bir şekilde bölüm 3′e başlıyorum. Bölüm 1′de Gökçeada’ya ulaşım hakkında bilgi vermiştim, Bölüm 2′de Gökçeada’da konaklama konusunu işlemiş ve bu bölümü sadece sörf konusuna ayıracağımı belirtmiştim.

Ben Ege ve Akdeniz kıyı şeridini karış karış gezmiş biri olarak sörf için Aydıncık Plajını tavsiye edebilirim, sörf kursları İstanbul’da da mevcut fakat böyle bir deniz üzgünüm ki İstanbul’da yok. Gökçeada Saros Körfezinin girişinde bulunduğu için çok temiz bir suya sahip, ayrıca mükemmel bir doğası var, özellikle İstanbul, Trakya ve çevresi için sörf düşünen arkadaşlar varsa listeniizin başına burayı yazın derim.

KONAKLAMA 

Bölüm 2′de konaklama ve yer seçimi konusunu yazdık fakat kısaca bahsetmekte yarar olacağını düşünüyorum. Biz rezervasyon yaptırmadığımız için bu güzel tesiste kalma imkanı bulamamıştık fakat taş mimarisi ve tesisin arkasında göl, ön tarafında ise deniz bulunması manzara açısından çok iyi denilebilir. Tesis çok temiz ve güzel görünmekle birlikte çok güzel bir çevre düzenlemesine sahip fakat bu kadar güzel bir yer ve çok iyi bir sörf eğitim yeri olduğundan burada rezervasyon yaptırmadan yer bulmak tamamen şans diyebilirim.

Konaklamadan kısaca bahsettik, çevre düzenlemesine dair çekmiş olduğum fotoğrafları yazının sonlarına doğru sanırım ekleyebilirim konuyu dağıtmadan asıl konumuza sörf olayına geri dönelim…

Bu güzel ve şirin konaklama tesisinden plaja doğru yöneldiğinizde hemen sağ tarafta Radikal Turun Sörf Eğitim Merkezini göreceksiniz. Burada danışmak için mutlaka birileri bulunmakta ve hiç bir sorunuz kesinlikle havada kalmamaktadır, yani sörf ile alakalı sorduğunuz her sorunun cevabı kesinlikle bu insanlarda var ve hepside işlerinde uzmanlar. Sörf gerçekten güzel bir spor fakat doğru ekipman ve doğru hocayı bulmak çok önemli diye düşünüyorum ve buradaki hocalar gerçekten çok iyiler, bu nedenle burası sörf öğrenmek için herkese tavsiye edebileceğim bir nokta olmayı hak ediyor.

Sörf Eğitimi

Berk Hoca Başlangıç Eğitimi Verirken…

Öncelikle hangisine meraklı olduğunuzu belirleyin. Sörf okulunda ister Windsurf, isterseniz Kitesurf eğitimini alabilirsiniz. Windsurf eğitiminden kısaca bahsedecek olursak başlangıç için 6 veya 10 saatlik bir eğitim alabilirsiniz.

Bu eğitim 3 bölümden oluşmakta başlangıçta teorik bilgi alıyorsunuz bu kısım bence çok önemli, teorik bilgilerin için malzemelerin önemli parçaları tek tek açıklanıyor, yelken taşıma ve rüzgar yönü gibi konular içermekte. Teorik kısım bölümü geçtikten sonra board üzerinde durma ve manevra becerileri geliştirme çalışmaları başlıyor, dönüşler, 180 derecelik dönüşler ve belirli bir noktaya gidiş geliş ile devam ediliyor. Son aşamada ise artık bilgilerinizi geliştirmiş oluyorsunuz, rüzgar üzerine çıkma, rüzgar altı,  zig zag yapma hakkında bilgi sahibi olup, pratik yaparak artık konuya hakim oluyorsunuz. Bu aşamalarda hocanız her zaman yanınızda oluyor ve takıldığınız, yapamadığınız yerde size yardımcı oluyor, bir soru sorarsanız cevabını hemen alıyorsunuz.

Can GÜRKÖK Kitesurf Yapıyor…

Kitesurf hakkında da bilgi vermek isterdim ama konu çok fazla uzayacak ve aşamalar birbirlerine yakın denilebilir. Kitesurf ve Gökçeada denildiğinde ise Radikal Tur’unda sahibi olan Can GÜRKÖK abimiz aklıma geliyor eğitimi anlatmak bir yana şansınız varsa onu Kitesurf yaparken izlemek bile keyif verici, kendisi de olağanüstü biri ve konu hakkındaki deneyimi, bilgisi ve kendisinin nezaketi ve yaklaşımı tartışılamaz.

Plaj ve çevre düzenlemesi 

Yazılar uzadıkça insanlar sıkılıyor, onun için elimden geldiğince kısa tutmaya çalışıyorum, burayı tavsiye etmemin nedeni kaliteli bir eğitim kadrosunun yanında yılın 330 günü Aydıncılık Plajının rüzgarlı olması ve 3 kilometrelik bir surf parkuruna sahip olması ayrıca yukarıdaki fotoğrafta sol tarafta gördüğünüz tuz gölüdür, burada da kitesurf yapabilirsiniz.

Çevreden bahsedecek olursak sahilde Sörf Cafe bulunmakta burası çok güzel bir yer, denize karşı ve arkası çim olan bu cafe bence çok hoş.

Sörf için en uygun noktalardan biri olan Gökçeada Aydıncık Plajı bence iyi bir tercih olacaktır. Aileniz ile de kalabileceğiniz bir ortam, hotel ve çevre düzenlemesi gerçekten hoş ve hotel yemeklerini denemenizi tavsiye ederim burada herkes yardım sever ve iyi niyetli.

Sanırım anlatabileceğim her şeyi kısaca anlattım, ben çevreye yakın yerlerden sörf eğitimi düşünenler için uygun olacağını söyledim fakat burası yurt dışından da sörf yapmak veya eğitim almak isteyen turistlerin cazibe noktalarından birisi diyebilirim.

Kısıtlı zaman ve aceleciliğimiz burada da devreye giriyor, arkadaşım Birol’un windsurf başlangıç eğitimi normal zamanda 3 günde bitmesi gerekirken biz Can hocamızdan rica ederek bu süreyi 2 güne indirmiştik. Birol winsurf eğitimi ile boğuşurken, ben plajda kendime bir şezlong kiralayıp kafamı dinlemiş ve Birol’u izleme imkanı bulmuştum tabi buraya gelmişken  sörf yapmadan olmaz bizde poz verelim…

Bu güzel sörf merkezini size elimden geldiğince tanıtmaya çalıştım, arkadaşım Birol’un eğitimini sevgili arkadaşımız Mehmet hoca vermişti, artık bizim içinde veda vakti yaklaşırken arkadaşlarımızla da bir kaç kare hatıra fotoğrafı çektirdik.

Göksel & Mehmet Hoca

Aslında insanın canı bu güzel ortamdan ayrılmak istemiyor, artık ayrılmak üzereyken Berk hoca ile sohbet ediyoruz.

Sohbetimiz bittikten sonra malesef buradan ayrılıyoruz. Kendi aracınızla gitmek istiyorsanız daha önce ki yazılarda Gökçeada’ya ulaşımı yazmıştım ama İstanbul’da yaşıyorsanız Radikal Tur her şey dahil çok güzel programlar hazırlamakta bu programları değerlendirmenizi de öneririm.

Radikal Tur’un internet sitesi:

Ayrıca Radikal Tur’a ait Facebook Sayfasının adresi:

Sadece eğitim değil, bu işi bilen arkadaşlar Sörf Okulun’dan board kiralama imkanına da sahip. Gökçeada’da sürekli rüzgar alan bu sörf okulu benim favorilerimden ve herkese tavsiye ediyorum fakat bu sene sörf için çeşme’ye gideceğim gidip döndükten sonra oralardan da izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.

Herkese iyi tatiller dilerim…

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013

Bölüm 2 – Gökçeada’da konaklama için yer seçimi…

Bölüm 1′de feribot’tan indiğimiz konuya kadar bahsetmiştik. Feribota yetişmek adına erken yola çıkmış fakat kazalı, tartışmalı, yorucu bir yolculuk geçirdiğimizden söz etmiştim. Oldukça vakit kaybettiğim için yine bir plan yapmalıydım adanın her konumunu bildiğim için kaybettiğimiz vakitten dolayı hemen konaklama için uygun olan yerlere gidip konaklama işini çözmeyi planlıyordum. Asıl amacımız wind surf olacağından gideceğimiz ilk konum Aydıncık Plajı olmalıydı ama zaten bu mevsimde dolu olan Gökçeada, feribottan inen arabalar ile konaklama için yer arayan daha fazla insanla dolacağından Aydıncık’ta da önceden rezervasyon yaptırmadığımız için yer bulamama ihtimali ve 15 km. bir mesafe gidip yer bulamazsak tekrar bu yola geri dönmek zorunda kalacağımız nedeni ile yer aramaya öncelikle Merkeze yakın ve gece oldukça hareketli olan Kaleköy’e yakın bir yerden kiralık pansiyon aramaya başlamalıydım.

Merkez ve Kaleköy’e yakınlığından dolayı ilk durağım Gökçeada Meslek Yüksek Okulunun önü oldu. Öğrenci nüfusun adaya kışın hareketlilik getireceği düşüncesindeyim okul dıştan çok hoş gözükmekte. Okulun hemen karşısından Karadenizli Market bulunuyor ve üzerinde kiralık yazlık yazısı görünce hemen içeriye giriyorum ve kısa bir sohbet ediyoruz konuştuğum kişinin Trabzonlu olduğunu benimde yakın bir asker arkadaşımın Trabzonlu olduğunu ve Trabzon insanını ne kadar çok sevdiğimi söyleyince sohbetin rengi değişti ve hemen içecek ikram edildi ve telefon ile çocuğunu çağıran adını unutmuş olduğum bu Trabzonlu iyi niyetli güzel insanın yanından ayrıldık ve kiralık olan evine doğru yola çıktık evi gördüğümde çok şaşırdım alt katını gezdik sanırım 5+1 filan olabilir ve çok büyüktü sorun şu ki biz 2 kişiyiz onun için bu abimize teşekkür edip yolumuza devam ettik. Kalabalık ile tatile çıkıp ev kiralamak isterseniz Yüksek Okulun karşısında bulunan bu abimizle görüşürseniz sizin yararınıza olacaktır.

Yüksek Okul’dan ayrılıp Kaleköy ve Yeni Bademli civarında bir kaç pansiyona baktık. Dolphin Pansiyonda yer bulduk ama sörf okulunda belki yer buluruz diye bu planımızı bozup Aydıncık Plajına gidiyoruz, sörf okulunun konaklama kısmına danıştığımızda tamda düşündüğüm cevapla karşılaşıyorum bütün tesis dolu ve rezervasyon yaptırmadığımız için yer bulamıyoruz. Bizde Sörf Okulunun sahibi Can GÜRKÖK abimizle sevgili arkadaşım Birol’un sörf eğitimi için konuşuyoruz ve oradan yine geldiğimiz yere Kaleyköy’e dönüyoruz.

Gökçeada’da Konaklama için Yer Seçimi…

Hareketli ve merkeze yakın bir tatil yapmak istiyorsanız seçiminiz Kaleköy ve civarındaki pansiyon ve evlerden yana olmalıdır, eğer amacınız sörf ise Aydıncık Plajında sörf okulunun konaklama tesisleri gerçekten çok güzel fakat mutlaka rezervasyon yaptırmalı ve gece merkeze ulaşım için 15 KM x 2 mesafeyi hesaba katmalısınız. Sakin bir tatil yapmak isteyen arkadaşlara tavsiyem Uğurlu olacaktır. Uğurlu Türkiye’nin en batısı olup gerçekten çok güzel sahile sahiptir fakat burada denize girdiğiniz gibi deniz derinleşmeye başlar bunu göz önünde bulundurmalı ve merkeze ulaşım bir uçtan diğer uca olacağı için mesafeyi de düşünmeli diye belirtiyorum.

Benim seçimim hem Aydıncık Plajına 15 Km olan, hem merkeze yakın olan hemde gece en hareketli nokta olan Kaleköy’e yakınlığı nedeni ile Yeni Bademli oldu. Civardaki pansiyonlara şöyle bir baktım en hoşuma giden Nur Badem Pansiyon oldu, sahibi ile kısa bir sohbet ettik yerimiz kalmadı dedi bizde hemen yanındaki Dolphin Pansiyona yöneldik ve burada yer bularak hemen yerleştik.

Dolphin Pansiyon bahçe düzenlemesi çok şık olan, sessiz sakin ve çok temiz, ada’da konumu çok güzel bir yerde bulunan iyi ki tercih etmişiz dediğimiz bir yer oldu. Gezgin ruhumuz nedeni ile burada gece uyumak ve sabah kahvaltı yapmak dışında çok fazla vakit harcamadık buranın tek eksiği klima diyebilirim, odalarda klima olsa kesinlikle mükemmel ötesi diye bahsedebiliriz. Sahipleri ile de karşılaştığımızda sohbet ettiğimiz, sürekli iyi niyetli ve yardımcı olmaya çalışan insanlar olduğunu gördüm ve herkese burayı tavsiye edebilirim.

Biz bavulları tuttuğumuz yere atar atmaz sahibine sorduğum ilk soru, -Denize girmek için en yakın nereyi tavsiye edersiniz? olmuştu. Cevap benimde tahmin ettiğim gibi Yıldız Koyu oldu. Günümüzü kaza nedeni ile yollarda geçirdiğimiz için akşam üstü olmuştu hiç vakit kaybetmeden Birol ile Yıldız Koya ulaştık.

YILDIZ KOY

Hızlı hareket ettiğimiz için burada fotoğraf çekemedik, burası hakkında yorum yapacak olursam benim için çok güzel bir yer diyebilirim. Koya ilk ulaştığınızda sağlı sollu karşılıklı cafe-bar tarzı yerler görüyorsunuz buralardan şezlong kiralayabilirsiniz, şezlong burada önemli çünkü kumsal yok ve sahil taşlık, deniz girişi de aynı şekilde taşlık durumda ilerledikçe taşlık alanı çabuk olarak geçebiliyorsunuz.

Bu koy Gökçeada Su Altı Milli Parkı sınırları içerisinde yer almakta ve akvaryum gibi bir suya sahip, ayrıca etrafı kayalarla çevrili koyda gördüğüm kadarı ile bu kayaların üzerinde güneşlenen insanların sayısı bir hayli fazla ve bu kayalara merdivenler koyulmuş denize havuza girer gibi bu kayalardan girilip çıkılabiliyor. Bir çok kişi taşlık, kayalık denizi sevmeyebilir ama cam gibi suyu olan bu koy pas geçilmemesi gerekli diye düşünüyorum.

Zaman hızlı geçiyor, denizden çıkıp duş alıp alışverişe yöneliyoruz, eskiden küçük esnafın olduğu adada artık bir çok market yerleşmiş durumda bim, a101, diasa gibi marketler buralara da el atmış, mümkün olduğunca esnaftan alışveriş yapmaya çalıştım.

Oldukça yorgun bir gün geçirdik, yemek yedikten sonra dinlenmek için pansiyonumuza döneceğiz ben her zaman ki gibi geleneği bozmadım ve Gökçe Ada Merkez Lokantasın’da soluğu aldık. Karnım o kadar açtı ki hızlı bir yemek için Ada’da Adana Kebap yemeğe karar verdim.

Bu kebabın üzerine doğru dinlenmeye gittik, nedeni ise sabah erken kalkıp sörf için Aydıncık Plajı programımız. Son olarak yukarıda dediğim gibi sakin bir tatil için Uğurlu, sörf için Aydıncık, hareketli bir tatil içinse Merkez, Bademli ve Kaleköy civarı uygun olacaktır.

Sörf dedik, en kısa zaman Aydıncık Plajındaki Radikal Tur’un Sörf Okulunu detaylı bir şekilde tek bölüm olarak tanıtmaya çalışacağım ve daha sonra Gökçeada’da diğer güzel yerleri son bölüm olarak tekrar yazacağım.

Dolphin Pansiyon Telefon Numarası: 0286 88722360 – 0542 4044268

Hepinize iyi geziler dilerim… 

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013

Bölüm 1 – Gökçeada yolculuğu başlıyor… Gökçeada’ya varmak.

Merhaba sevgili takipçilerim vakit buldukça hemen her konuya el atmaya çalışıyorum eksik kalan konulardan biri Gezi Rehberi bir diğeri ise Cep Telefonları diyebilirim. Gezi Rehberine artık el atma vakti geldi geçiyor gibi daha önce yapmış olduğum yolculukları bu başlık altında toplamaya karar verdim ve ilk olarak en yakından 2012 yazındaki arkadaşım Birol ile yaptığımız Gökçeada yolculuğundan başlayacağım. Yolculuğa benim arabamla çıktık öncelikle kilometre kontrolü yapalım.

Toplam yapılan yol: 576 KM

Aslında bazı arkadaşlara tuhaf gelebilir ama biz bu tatile başka bir tatildeyken çıktık. Tatil içinde tatil diyelim. Bu yolculuğa Saros’un en güzel kıyılarından biri Enez’den başladık Gökçeada’ya gitme amacımız biraz değişiklik, biraz sörf yapmak, biraz da gezmek. Arabamın kadranına baktığımızda yolculuğumuz 7:17 gibi başlıyor ve 25-30 dakika sonra ufak bir kazaya karışıyoruz onu okumayan ve okumak isteyen arkadaşlar aşağıdaki link’ten o konuya geçebilir.

Efendim trafik kazası işinden sonra Keşan’dan yolumuza devam ediyoruz. Yollar çift şerit birazdan koru dağlarına tırmanacağız hızımızı hafif yükselterek devam ediyorum araba ile tırmanması keyifsiz ama inerken çok keyifli özellikle sabah saatlerindeki manzara tarif edilemez diyebilirim.

Hayatımda aç kalmayacağım bir bölge varsa orası kesinlikle Saros Körfezi ve civarıdır. Yunanistan’dan Kavala’dan başlayarak Alexandroupoli’ye oradan Enez, Erikli, Gelibolu ve civardaki hemen hemen her adada aileden birileri yada tanıdıklarım mevcut. Yolculuğumun bu bölümüne kaza ile başladık karnım aç gibi gözümü Güneyli yoluna dikmişim sevgili teyzemin yazlığına uğrayacağım ve sabah tam yapamadığım kahvaltıyı orada yapacağım. Birol geç kalacağız filan falan dese de ben Gelibolu Güneyli’nin en kalabalık sahillerinden olan Orfoz’a giriş yapıyorum.

Körfezin bu yakasından ve Orfoz’dan kısaca bahsedecek olursam şöyle diyebilirim. Körfezde Enez-Erikli boyunca kum olan sahil kısmı bu tarafta neredeyse hemen her yerde taşlık. Orfoz Güneyli tarafında belki de kumu olan tek sahil diyebilirim o nedenle yazın oldukça kalabalık oluyor fakat bu kalabalık nedeni ile deniz biraz bulanık oluyor. Orfoz’un içinden Güneyli Köyüne oradan Kırklareliler Sitesine teyzemi ziyarete gittim.

Teyzemin yazlığı sitenin en güzel konumunda diyebilirim en önde olması nedeni ile karşıda Erikli Sahilini ve civarını olduğu gibi görmekte manzara olarak sevdiğim bu yerde kahvaltı edip teyzemle biraz sohbet edip yola devam ediyorum. Gelibolu’ya girmeden hemen önce arkadaşım Birol’a birazdan trafik polisi çıkacak demiştim, o da bana yok canım nereden biliyorsun demişti. Trafik polisi tahmin ettiğim noktada bekliyordu Birol polisi görünce doğru bildin dedi.

İstanbul – Tekirdağ – Malkara – Keşan ve Gelibolu’ya kadar yol çift şerit buradan Eceabat’a kadar ise tek şeritli virajlı sahil yolundan gitmek mecburiyetindeyiz. Gelibolu’da yoğun bir yol çalışması vardı ana yol kapalı mecburen şehir içine girmemiz gerek feribotta sıra olacağını bildiğimden bir çok arabayı yolda geçtim şehir içindeki trafik ışıklarını kafamda hızlıca hesaplayarak şu aradan geçerim deyip bir yan yola giriyorum ama malesef orada da bir çalışma şehir içine tekrar geri dönmek zorunda kalıyorum yani öne geçelim derken tüm geçtiğim araçları tekrar önümüze katarak Gelibolu – Eceabat arasındaki dar, virajlı sahil yoluna giriyoruz.

Bu yol üzerinden körfezin en güzel yerlerinden biri Kömür Limanına gidilebilir.

Bir başka tavsiyem Kömür Limanıdır. Burayı tavsiye etmemin sebebi sessiz, sakin ve körfezin en berrak suyuna sahip olan yerler arasında olmasıdır. Buraya gitmek isteyen arkadaşlar için ayrı bir konu yazacağım ama sabırsız arkadaşlar varsa google amcadan bilgi alabilir. Biz yine dönelim yolumuza.

Gökçeada’da akaryakıt istasyonu bulunmakta ama ne olur, ne olmaz diyerek yolda yakıt ikmali yapıyorum buda yine önüme araba almam anlamına geliyor. Gökçeada’ya gitmek için Eceabat’a varmadan Şehitliklerimize de giden yol ayrımından ayrılıyorum, burada yol genelde düzlük önümü gördüğüm yerde yapabildiğim kadar sollama yapıyorum ama Kabatepe Tanıtma Merkezi Ve Müzesine yaklaşırken bariz bir şekilde sıkışıklık başlıyor ve durma noktasına geliyoruz. Yıllardan beri defalarca gittiğim Gökçeada yollarında ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum limana en az 2 km mesafe var ve bu yol tamamen araç kuyruğundan oluşmakta ayrıca araçlar kontak kapatmış feribot beklemekte.

Efendim kuyruğu görünce liman ile mesafeyi de bildiğimden gözüm kararıyor. En başta demiştik ya her yerde bir tanıdığımız var Kabatepe Limanında da tanıdıklarım var oraya ulaşırım bir bakarız bir şey uydururuz gibi düşünüyorum ve kuyruktan çıkıp ileriye yöneliyorum kapıyı gördüğüm noktada bir boşluk görüyorum usta bir manevra ile arabayı orayı park ediyorum ama öfkeli bir kalabalık çek kardeşim arabanı diyor adamlar haklı ne yapalım bizde tanıdığın filan para etmeyeceğini anlıyoruz neyse sıranın sonuna tekrar dönelim diyoruz. O gün yolda, kuyrukta ne kadar öne geçmek istediysek o kadar geriye düşüyoruz.

Feribot bekleniyor tek temennim Gökçeada-1 isimli Norveç’ten yeni alınan feribotun karşıdan gelmesi fakat beklediğim olmuyor ve eski feribot geliyor. Bu ne anlama geliyor çok iyi biliyorum daha az araç kapasitesine sahip olan bu eski tip feribotun adadan buraya gelmesi de uzun sürdü ve alacağı araç sayısı da çok az yani beklemeye devam edeceğiz.

Evdeki hesap, çarşıya uymaz… Biz sabah yola çıktık nedeni feribota erken yetişmek arada kazaya karışınca uğraş dur. Teyzeme kısa süreli ziyaret ile 12 gibi yetişirim diyordum, ikmal hepsi üst üste gelince saat 2 gibi düşündüm ama o kuyrukla saat 4 feribotuna kalıyoruz.

Saat 2 Feribotu gelince önümüz açılıyor sonunda Kabatepe Limanına girebiliyoruz ama saat 4 feribotunu beklememiz gerek. Sıcakta sıra bekliyorsunuz, bir sürü gürültü ve sıra kavgası geçen süre içinde acıktık, gelecek feribotu 1 saat bekleyeceğimiz için limanda bulunan büfeye gitmeye karar verdik hem biraz dinlenmek hemde biraz atıştırmak için ama o kalabalıkta sipariş vermekte yer bulmakta çok zor.

Kabatepe’de çok güzel bir kamp alanı bulunmaktadır.

Yolculuk arasında kısa kısa bilgilerde vermeye çalışıyorum daha önce Kömür Limanı demiştim orası çok güzel ama daha çok maceracıların günlük yada 1-2 gecelik çadır kurdukları bir yer diyebiliriz. Kabatepe’de ise çok güzel ve büyük bir kamp bulunmakta bu kampa yıllar yıllar önce çadır kurmuş ve bölgedeki Şehitliklerimizi detaylı olarak inceleyip ziyaretlerde bulunmuştum. Yani Şehitliklerimizi gezmek için en uygun bölge diyebilirim kampta benim kaldığım dönemde elektrik, duşlar hatta size ayrılan küçük bir buz dolabı bile vardı şuan durum nedir gidip incelemedim fakat sanırım güzeldir. Denizinden bahsedeceksek güzeldir plajı ise kumdur. Bu bilgiyi size aktardıktan sonra dönelim limana.

Körfezde girip çıkmadığımız liman yok bu limanda körfezdeki Enez, Sultaniçe yada Yayla limanından çok farklı değil tek özelliği Gökçeada ile Feribot bağlantısının buradan yapılması geri kalan kısmında balıkçı teknelerini ve gırgırları görebilirsiniz. Biraz yürüdüm balıkçılara baktım filan derken bizim Norveç yapımı Gökçeada-1 feribotu limana giriş yapacak tabi hemen herkes arabalara yöneliyor. Sanırım feribot ile karşıya geçme bedeli 30 TL olacak ama henüz buraya Gelibolu ve Çanakkale Belediyelerinin gerçekleştirmiş olduğu işgaliye vergisi uğramamış. Bu işgaliye vergisi nedir ? diye merak edeniniz varsa onuda alttaki link’ten daha önce yazdığım bir yazıda bulabilirsiniz hayır ben onu okumak istemiyorum sadece nedir? diye sordum diyorsanız kendileri bence AYAK BASTI PARASI’dır…

Feribot artık yanaşmış ve arabalar iniyor yani sıra bize geliyor. Herkes arabalarına doğru ilerlemekte bir panik havası efendim sanki feribotun halatı kopmuş kaçacak arabayı çalıştırıyorum müziğimi sakin sakin açmışım, klimayı çalıştırmış vaziyette bekliyorum o sıcakta gezdik ya klimanın etkisi ile keyfim yerinde içerisi sanki yörük yaylası klima pufur pufur estiriyor. Kuyrukta 3 metre ilerledim o da ne küüüüt diye bir ses yahu mübarek daha sabah kaza yaptık inşallah bir ucu bize değmemiştir diye aşağıya inip bakıyorum arkamdaki camı açmış sırıtıyor ve bir şey yok bir şey yok benim arkamdaki bayana onun arkasındaki bayan çarptı. Böyle hiç bir şey olmamış gibi anlatıyor neyse bizde bir problem olmadığına göre arkadakilere fotoğraf çekinde tutanağı feribotta tutarsınız diyoruz ve artık feribota giriyoruz. Feribot hakkında da kısa bilgiler verelim.

Gökçeada-1 (Kabatepe-Gökçeada Hattı)

Feribot Norveç’ten 2008 yılında 9 milyon YTL’ye alındı. Gemi 84 metre boyunda, 15.5 metre eninde, 400 yolcu ve 110 araç kapasitesine sahip. 3 bin 780 grostonluk olan bu feribot eski feribotlara göre daha hızlı ilerliyor. Daha önce kulağıma gelen bilgilerde bu makinenin 55 dakika gibi bir sürede hattı tamamlayacağı söyleniyordu eski feribotların iyi hava koşullarında 1 saat 45 dakikadan aşağıya bu hattı tamamladığını göremedim ama ben meraklı bir denizciyim gps elimde anlık değerleri, maksimum yapılan hızı, ortalama hızı ve toplam süreyi ölçeceğim ve işte o değerler.

GPS değerlerini Feribot hareket etmeye başladığında kayıt altına aldım ve araçlar inmeye başlamadan 5 dakika önce ise durdurdum. Bu durumda geçiş süresi 1 saat 15 dakika diyebiliriz. Bu değerler hava şartlarına bağlı olarak tahminimce 5 dakika aşağı veya yukarı oynayabilir. Araç yükleme – boşaltma işlemlerini de eklersek 1 saat 20-25 dakika gibi toplam bir süre çıkar. Eski feribota göre 35-40 dakika zaman kazanmış oluyoruz. Bu arada yeni feribotun içi klimalı ve gayet iyi durumda ayrıca bu denizde eski feribotlar gibi sallana sallana gitmiyor.

Değerleri kontrol edelim:

Çıkış noktamız Kabatepe Limanı olup, varış noktamız Kuzu Limanı.

Hattı tamamlama süresi (1 Saat 15 Dakika)

Hat üzerinde kaydedilen en yüksek hız: 35.4 Km/h yani 19.1 Knot

Hat üzerinde kaydedilen ortalama hız: 22.5 Km/h yani 12.1 Knot

Feribot Gökçeada’ya yaklaşırken ön kısımdan yolculuğu takip ediyorum o arada arkadaşım Birol beni pek bir sevimsiz yakalamış bu surat ifadesi rüzgarın etkisi efendim oysa ki bu kadar kötü çıkmazdık.

Bu adaya varış noktası olan Kuzu Limanı hemen sol tarafında ise güzel bir plaj bulunur. Bu limana ayrıca Çanakkale’den deniz otobüsleri de sefer düzenlemektedir. Yine okumayı sevmeyen arkadaşların sanıyorum ki isyanı olacaktır bu kadar uzun yazı mı yazılır ? arkadaş diye fakat kısa kısa yolculuktan notlar verdik, yol üstündeki konaklamaya değecek yerlerden bahsettik ve yeni alınan gemi hakkında bilgilendirme yaptık yani Gökçeada’ya feribot ile vardık. Bundan sonra ki bölümde isyan eden arkadaşlar için işi kısa tutmaya çalışacağım ve adanın neresinde ne bulunur ve konaklamaya en müsait olan yerlerden bahsedeceğim. Sabırla okuduğunuz için teşekkürler.

Herkese iyi hafta sonları dilerim.

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013

Gelibolu – Çanakkale Feribotunda Bir Tuhaf Vergi… Biz Nereyi İşgal Etmişiz ?

Öncelikle yukarıda görmüş olduğunuz feribot konunun asıl kahramanı olmayıp konunun sonunda dahil olacaktır. Hepimizin kendi belediyesi ile ilgili bir sıkıntısı sorunu sevmediği bir şeyi vardır bizim Lüleburgaz Belediyesinde de bir garip vergi var yıllarca arıtma sistemi olmamasına rağmen atık su, katık su ıvır zıvır su vergisi almakta artık yapılacak mı? yapıldı mı? bilmiyorum ama olmadığı zamanlar bu vergiler alındı. Konu benim belediyem ile ilgili değil dün arkadaşım ile görüştük Gelibolu’dan karşıya geçecektim bilet aldım ama bir gişeye daha geldik dedi. Buradan sonrası bana ait bende o gişeye geldim.

Bu konuyu yazmayı arkadaşımla konuştuktan sonra düşündüm. Bende aracım ile sık sık seyahat ederim geçtiğimiz yıllarda Bursa istikametine gideceğim, Keşan’ı geçtikten sonra önümdeki her araç feribota binecek gibi düşünüp yavaş olanları çift şeritli olan bu yolda geçiyorum. Gelibolu küçük bir yer ve sık sık gittiğim bir şehir feribot iskelesinin yerini biliyorum ve hemen feribot kuyruğuna dahil oluyorum.

O günde dahil olduk aşağıya indim gişe’den araç için bilet aldım fiyatı 20 TL feribot geldi yanaştı tamam artık arabayı feribota yerleştirip karşıya geçeceğiz, o da ne giriş kısmında bir gişe dur dediler durduk neden durduk filan derken hemen oradan biri camı silmeye başladı silme desende siliyor. Gişe’ye döndüm:

– Hayırdır bileti mi istiyorsunuz?

4 Lira.

– Yahu ne 4 Lirası, 20 Lira verdik ya.

– O feribot içindi, bu belediye için.

Biz o arada 4 lirayı ararken, bulurken neyse efendim verirken filandı falandı bizim camda pırıl pırıl o da – Abi 1 Lira. Biz zaten 4 Lirayı vermişiz aslanım 1 Lira’dan mı korkacağız al sana da 1 Lira. Gişe geçiş işleminden sonra bize maliyet 5 Lira. Maliyeti filan geçtik arabayı da yerleştirdik feribota bana kesilen fişe baktım alınan vergide İşgaliye Vergisi yazıyor. Sudan, çöpten, yoldan ıvırdan zıvırdan vergi alanı görmüştük ama feribot ile geçen araç başına işgaliye vergisi adı altında vergi alanı da o zaman görmüştüm. Araba ile şehir mi işgal ettik ne yaptıysak artık o vergiyi alıyorlar arkadaş. Çanakkale tarafında da bu vergi var ama orada 2.5 TL alıyorlar. Gelibolu Belediyesinin paraya daha çok ihtiyacı var sanırım herhalde ondan 4 TL alıyor. Lapseki ve Ecabat tarafında da durum sanırım aynı.

Dün bu konu hakkında arkadaş ile konuşunca merak ettim. Kabatepe – Gökçeada hattında her iki tarafta da böyle bir uygulama yoktu yinede telefonu kaldırıp Kabatepe Limanında teknesi olan bir arkadaşımla görüştüm bu hat üzerinde halen öyle bir vergi durumu olmadığını söyledi. İçim rahat etmiyor Yenikapı – Yalova hattında çalışan bir arkadaşıma da telefon ettim sizin çalıştığınız yerde bu şekilde bir vergi uygulaması var mı? diye sordum cevap Yalova’da yada Yenikapı’da böyle bir uygulama olmadığı yönündeydi. Demek ki bu uygulama Gelibolu Belediyesi ve Çanakkale Belediyesine özgü.

Dönelim Bu GESTAŞ tarifelerine…

Benim hatırladığım 2009 gibi boğaz hattı 20 TL, adalar hattı 25 TL idi. 2012 Temmuz’da Adalar hattını yine kullandım fiyat 29 TL’idi. Gestaş’ın internet sitesine baktığımızda boğaz hattında fiyat 29 TL. Adalar hattında mesafe 28 KM tutmakta fakat Boğaz hattında bu mesafe daha kısa. Yukarıda görmüş olduğunuz feribot ile gökçe adaya ulaşım 1:15 dakika gibi tutuyor ama eski feribotlar ile 1:45 dakika gibi tutmakta. Boğaz hattı tahmini 30 dakika tutmakta ama fiyatlar aynı…

Yani şöyle:

Boğaz Hattı Süre: Tahmini 30 Dakika – Fiyat: 29 TL / Adalar Hattı (Kabatepe – Gökçeada): tahmini 1 saat 30 dakika Fiyat : 29TL (Bu mesafelerin biri kısa diğeri uzun ama fiyatlar aynı)

Bu fiyatlar ya GESTAŞ nedeni ile böyle yada boğaz hattındaki belediyecilerin yine GESTAŞ’tan vergi istemesi nedeni ile böyle. Belediyecilerin özellikle yaz aylarında çok fazla artan araç trafiğinden feribot kullanan her arabadan işgaliye vergisi adı altında 4 TL alıp bu paralarla ne yaptığını ise çok merak ediyorum.

Göksel BAŞTÜRK ARŞİV
gokselbasturk.com.tr / 2013

Not: Bu vergi artık kaldırılmış durumda.